Ağır sanayi gibi karbon emisyonlarının zor düşürüldüğü alanlarda fosil yakıtlara en güçlü alternatiflerden biri olan yeşil hidrojen, yenilenebilir enerji kaynaklarıyla daha erişilebilir hale geliyor. Ancak elektroliz yöntemiyle gerçekleştirilen üretim süreçlerinde yüksek elektrik maliyetleri ve büyük ölçekli tesislerin finansman ihtiyacı sektörü zorlamaya devam ediyordu. Groningen Üniversitesi tarafından yürütülen yeni bir çalışma, yenilenebilir enerji anlaşmalarıyla hidrojenin kilogram başına maliyetinin 7,2 avroya kadar indirilebileceğini gösterdi.
ÜÇ FARKLI MODEL KARŞILAŞTIRILDI
Hollanda’nın Rotterdam-Rijnmond sanayi bölgesinde planlanan 200 megavat kapasiteli bir tesis üzerinden yapılan araştırmada, üç farklı elektrik tedarik modeli incelendi. Yenilenebilir enerji satın alma anlaşmalarının kullanıldığı modelde seviyelendirilmiş üretim maliyeti (LCOH) kilogram başına 7,2 avro olarak hesaplanırken, hibrit modelde bu rakam 7,3 avro seviyesinde kaldı. Elektriğin doğrudan toptan piyasadan temin edildiği senaryoda ise maliyet 7,7 avroya çıktı.
Uzmanlar, LCOH hesaplamasının yalnızca elektrik faturasını değil, tesisin yatırım ve işletme masraflarını da kapsadığını belirtiyor.
FİNANSAL RİSKLER UZUN VADELİ GARANTİLERLE AŞILABİLİR
Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri, üretim maliyetlerini düşürmenin tek başına projeleri cazip kılmaya yetmediği gerçeği oldu. Monte Carlo simülasyonlarıyla riskleri inceleyen bilim insanları, uzun vadeli gelir garantilerinin bulunmadığı senaryolarda yatırımların finansal açıdan sürdürülebilir olmadığını vurguladı.
Bu kapsamda, İngilizcede “Contract for Difference” (CfD) olarak bilinen fark sözleşmelerinin kritik bir rol oynayabileceği belirtiliyor. On beş yıl boyunca üretimin tamamını kapsayan bu tür mekanizmalar, piyasa dalgalanmalarının yatırımcılar üzerindeki olumsuz etkisini azaltarak projelerin finansman maliyetlerini aşağı çekiyor.
AVRUPA’DA YEŞİL HİDROJEN ATAĞI
Avrupa genelinde yeşil hidrojen teknolojilerine yönelik yatırımlar hız kesmeden devam ediyor. Fransa 5 milyar avroyu aşan özel yatırımları harekete geçirirken; Hollanda hidrojenli konteyner araçlarını, İtalya ise yakıt hücreli kamyonları test ediyor. Romanya’da 2029 yılında hidrojenli yolcu trenlerinin devreye girmesi planlanırken, İspanya’da yıllık 45 bin ton üretim kapasiteli 300 megavatlık projeler hedefleniyor.
Araştırmacılar, sektörün büyümesi için ucuz elektriğin yanı sıra hükümetlerin uzun vadeli gelir güvencesi sunan destek mekanizmalarına öncelik vermesi gerektiğini savunuyor.